4Vision'ın bu haftaki bölümünün konuğu, evrak otomasyonu girişimi Base64.ai'ın kurucusu Ozan Bilgen oldu. Miami'de yaşayan bilgisayar mühendisi Bilgen, sohbette yapay zekâ yatırımlarının balon olup olmadığını, Anthropic'in 2 trilyon dolarlık değerleme sorusunu, yazılımcılığın bitip bitmediğini ve Base64.ai'ın Uber yıllarında doğan hikâyesini anlattı. Bölümde işe alım süreçleri, patentlerin girişimler için anlamı ve yapay zekâda beklentinin gerisinde kalan alanlar da konuşuldu.
Uber'deki evrak yükünden Base64.ai'a
Bilgen, lisans ve yüksek lisansını bilgisayar mühendisliği üzerine yaptığını, son 20 yıldır Amerika'da bulunduğunu ve TÜBİTAK'taki araştırmacılığın ardından Microsoft, Netflix, PayPal, Uber ve Palantir'de çalıştıktan sonra 2020'de Base64.ai'ı kurduğunu anlattı. Şirket, faturadan pasaporta ve formlara kadar şirketlerin evrak yükünü insanlardan alıp otomatik işliyor. Bilgen'in bu haftaki haberi ise yeni bir patentti. Anlattığına göre şirket, Amerika'da yenilenen kimliklerdeki Real ID ve enhanced ID damgalarını otomatik tespit eden bir teknoloji geliştirip kendi ürününe ekledi.
Girişim fikri Uber'de şekillenmiş. Bilgen'in aktardığına göre 2014'te katıldığı şirket o dönemde her yıl dört katına çıkıyordu ve kendisi şoför ödemelerini yapan ekibi kurdu. Haftalık ödemeler uzun süre Excel tablolarıyla elle hazırlanıyor, unutulan bir nokta yüzünden 100 yerine 10 bin ödenmesi gibi hatalar yaşanıyordu. Bilgen'in verdiği rakama göre şoförlerin yüzde 57'si banka hesap numarasını yanlış girdiği için ilk haftasında ödeme alamıyordu. Daha sonra leasing departmanının teknik tarafına geçen Bilgen, Filipinler'de yaklaşık 2 bin, Phoenix'te 500 kişinin bilgisayar başında evrak doğruladığını ve bu işten insanların hızla ayrıldığını gördüğünü, evrakın türünü söyleyip içindeki bilgiyi çıkaran bir API fikrinin oradan çıktığını söyledi. Bugün müşterilerin daha fazlasını beklediğini, örneğin bir fişin şirketin harcama politikasına uyup uymadığını yüzlerce sayfalık kurallar arasından bulup anında söyleyen bir sistem istediğini anlattı.
Claude ile aynı iş yapılabilir mi
Base64.ai'ın işini Claude ile yapabileceğini söyleyenlere yanıtı netti. Bilgen'e göre tek bir belgeden basit bilgi çıkarmak için böyle bir araç yeterli, ancak saatte binlerce fişi uçtan uca işleyen, kurumsal düzeyde ve sertifikalı bir ürün isteyen şirket için Base64.ai daha mantıklı. Türkiye'de e-fatura ile bir standart oluştuğunu, yurt dışında ise herkesin kendi formatında fatura kestiğini, terminoloji değiştiği için derin öğrenmenin tek başına yetmediğini anlattı. Geçen hafta başvurdukları patentin, belirli bir tedarikçiden gelen faturanın nasıl okunacağı gibi bilgiyi modele ekleyen bir katmanı kapsadığını söyledi. Şirketin işinin B2B olduğunu, en çok satan ürünlerinden birinin müşterinin kendi ortamına kurulan ve verinin dışarı çıkmadığı bir sürüm olduğunu da ekledi.
Patentin hızla değişen yapay zekâ dünyasında ne işe yaradığı sorusuna ise Bilgen, bir startup için patentin lüks sayılabileceğini, yöntem biraz değiştirilerek etrafından dolaşılabildiğini ve dava açmanın büyük zaman ve masraf gerektirdiğini söyledi. Buna karşın patenti şirketin özgünlüğünü ve değerini gösteren bir pazarlama aracı olarak gördüklerini anlattı. Bilgen, kullanıcının güvenini kazanmak için sistemin verdiği hayır cevabının arkasındaki şirket kuralını da gösterdiğini, buna açıklanabilir yapay zekâ dediklerini aktardı.
Balon tartışması ve Anthropic'in 2 trilyon dolarlık değeri
Bilgen, balon kavramının hem teknolojinin önemini hem de fiyatların aşırı şişip şişmediğini kapsadığını söyledi. Teknolojinin bugüne kadar piyasaya çıkanlar arasında son derece önemli olduğunu, kendi satışçısının bu araçlarla görselli pazarlama makaleleri yazabildiğini ve yapay zekânın insanları on kat daha üretken yaptığını savundu. Değerlemelerin bir kısmını ise abartılı bulduğunu, Anthropic'in neden 2 trilyon dolar edeceği sorusunun cevabının kendisinde de olmadığını söyledi. Yine de bir gün bu seviyeye çıkabileceğine inandığını, yazılımın donanımdan çok daha hızlı ölçeklenebildiğini ve Nvidia 4 trilyon dolarsa Anthropic'in daha fazlasına ulaşabileceğini öne sürdü.
Sohbette yapay zekâ şirketlerinin ciddi zarar ettiği, kullanıcılara kredi dağıtarak onları kendine bağlamaya çalıştığı ve veri toplayan platformların öne çıktığı yorumları da yapıldı. Bilgen, bir şirketin iyi olup olmadığını bilançosunun belirlemediğini, 40 trilyon dolar borcu olan ABD'ye insanların hâlâ gelmeye çalıştığını örnek verdi ve piyasanın gözünde iyi şirketin para bulabilen şirket olduğunu söyledi. Bu şirketlerin büyüme ve öğrenme çağında olduğunu, veriye ve kullanıcı davranışlarını görmeye ihtiyaç duyduğunu, 5 ile 10 yıl içinde evlerde çalışan robotların beyninin bu modeller olacağını düşündüğünü anlattı.
Yazılım bitmez, işe alımda zekâ testi yok
Kodlama öğrenmek için trenin kaçıp kaçmadığı sorusuna Bilgen, yazılımın her zaman tam zamanı olduğunu söyledi. Robotiğin de yazılım olduğunu, aynı donanıma sahip robot köpeklerden birini süs köpeği, diğerini cepheye giden bir makine yapan şeyin yazılım olduğunu anlattı. Bilgen'e göre vibe coding ile bir yere kadar gelinebiliyor, ancak işin uzmanlık isteyen kısmında yazılımcılar gerekiyor. Yapay zekânın küçük parçaları iyi yaptığını, bunları birleştirenin hâlâ insan olduğunu, deneyimin ne yapmamak gerektiğini de bilmek anlamına geldiğini söyledi. Yazılım bitmiş olsaydı Claude'un kendi kendine yeni uygulamalar yapıyor olacağını ekledi.
Bilgen, 2006'da Microsoft'un Türkiye'deki mülakatında kendisine sorulan su kabı bulmacasını daha önce Bilim ve Teknik dergisinde çözdüğünü dürüstçe söylediği anıyı da anlattı. Bugün Base64.ai'da zekâ testi yapmadıklarını, adayları LinkedIn ve çevre aracılığıyla bulduklarını, uzaktan çalıştıkları için Türkiye'nin her yerinden kişileri değerlendirdiklerini ve mülakatta hem teknik yeterliliği hem de iş arkadaşlığı uyumunu ölçtüklerini söyledi. Yapay zekâ yüzünden işten çıkarmalar konusunda ise dünyada eğitilmiş personel kıtlığı olduğunu, evrak giren çalışanın başka işlere kayabildiğini ve şirketlerin henüz bu nedenle insan çıkarmadığını savundu. Sohbette Meta'nın toplu işten çıkarmaları da konuşuldu ve Bilgen, her ekipten belli oranda kişi istenmesini yanlış bir yaklaşım olarak değerlendirdi.
MCP, ajanlar ve uçak kazalarından ders çıkarmak
İki yıl önce beklediği ama gerçekleşmeyen gelişmeler sorulduğunda Bilgen, programların doğal dille birbirine bağlanmasını sağlayan MCP'nin beklediği kadar ilerlemediğini, yazılımların daha deterministik olduğu için hâlâ API ile konuştuğunu söyledi. Sohbet botlarının ve müşteri hizmetlerinin yeterince akıllanmadığını, ses tanımanın İngilizcede bile takıldığını, buna karşın video üretiminin ilerlediğini aktardı. Arama motorlarından sohbet tabanlı yanıtlara geçildiğini, bir sonraki aşamanın ise işin bizzat yapılması olduğunu Panama tatili örneğiyle anlattı. Bilgen, uçak ve otel karşılaştırmasıyla uğraşmak istemediğini, ancak kararların gerekçesi açıklanırsa insanların bu ajanlara güveneceğini düşünüyor.
Gençlere tavsiyesinde Bilgen, kimsenin uzman doğmadığını ve insanların deneyip yanılarak öğrendiğini söyledi. Hobi olarak pilotluk yaptığını ve lisansı olduğunu belirten Bilgen, en sevdiği şeylerden birinin uçak kazalarını incelemek olduğunu, çünkü başkalarının yaptığı hatalardan ders çıkarmanın aynı hataları tekrarlamamayı sağladığını anlattı. Yapay zekâ asistanları yaygınlaşsa bile birilerinin öne çıkmak için çabalayacağını, bunun neden dinleyicilerden biri olmasın diye düşünmeleri gerektiğini söyleyerek kişilerin kendilerini ve hayallerini sınırlamamasını önerdi.
Bölümün tamamını YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz.




